Bir Çift Kundura

2006-05-31 23:20:00

BİR ÇİFT KUNDURA Onyedinci asır başlarında Dalmaçyanın Nadin Kasabasında Sancak Beyinin ahırında uşak olarak çalışan onüç yaşlarında bir çocuk vardı. Herkes tarafından horlanan bu kimsesiz çocuğa bir kış günü donmuş çıplak ayaklarını gören dul bir kadın acımış ve kocasından kalmış kocaman bir çift partal kundura giydirmişti. Bu küçük uşak Nadin'den bir vazife icabı geçmekte olan Kapıcı başı Sancak Beyinin konağında misafir oldu ve küçük ahır uşağının zeka ile parlıyan gözleri ve kir tabakaları altında kaybolmuş güzelliği nazarı dikkatini çekti, çocuğu yıkatıp temizlettikten sonra alıp İstanbula getirtti. Saraya verdi. Enderunu Hümayun çocukları arasına katılan çocuğa, güzelliğinden ötürü yusuf adı konuldu. Nadinli Yusuf kısa bir zamanda yükseldi. Kaptan Paşa oldu. Bir gün Nadide kaptan Paşa'nın bir adamı geldi ve Sancak Beyine mühürlü bir meşin torba verdi, bir mektup ta da şunlar yazılıydı: "Falan yerde orturan Marya isminde bir dul kadın vardır; bu torba eğer sağ ise , Sancak Beyinin ve Nadin kadısının huzurunda o dul kadına verilecektir ve bir senet tanzim edilip bana gönderilecektir." Kadın sağ idi, çok fakir düşmüş bulunuyordu. Kadının ve sancak beyinin huzurunda Kaptan Paşanın torbası kendisine teslim edildi. Torbanın içinde bir çift kocaman partal kundura vardı ve içleri altın ile doldurulmuştu. Yusuf Paşa kısa bir de mektup yazmıştı "Anacığım, diyordu, bir kış günü donmuş çıplak ayaklarına bu kunduraları giydirdiğin kimsesiz çocuk ölünceye kadar seni unutmayacaktır."     ... Devamı