layout for myspace layout for myspace




Küçük Ateşleri Söndürür Esen Rüzgarlar Büyük Ateş Rüzgar Vurdukça Parlar

15:38 - 3.2.2009 - Hocam

Kategori: Oyku




YALANCIYDINIZ HOCAM

Sınıfa geldiğiniz ilk gün fırtınalar estirmiştiniz. “Ben şunu isterim, ben bunu istemem; şöyle oturun, böyle kalkın; saygısızlıktan hoşlanmam, tembellikten nefret ederim; beni kızdırmayın yoksa fena yaparım.” demiştiniz.
Yalancıydınız işte hocam! Çünkü siz bir karıncayı bile incitemezdiniz…

Öğretmenlik kutsaldır, zordur, sabır ister. Etrafımı aydınlatayım derken kendini eritir. Topraktır, türlü türlü çiçekler yetiştirir. Aydır, karanlıkta kalanlara yol gösteren. Ateştir,  etrafımızdakilere sıcaklık veren. Kevser’dir, damakta tatlı bir lezzet bırakan. “Görevimi seviyorum, sizde öğretmen olun.” demiştiniz. Yalancıydınız işte hocam! Çünkü siz hep doktor olmayı istemiştiniz…

İnsan sarrafı olduğunuzu söylerdiniz. Koridorda beni bir kenara çekip; ”eminim ki sen fındığı çok seversin, en sevdiğin renkte yeşildir, hareketlisin, sinirlisin, kendine laf getirtmezsin. Ayrıca gülerek temeli de çok seversin.” demiştiniz.
Yalancıydınız işte hocam! Çünkü siz beni Rizeli zannetmiştiniz…

Bir gün sınıfta bana hakaret etmiştiniz. Bir mektup yazıp masanıza koymuştum. “ne bu? “ diye sorduğunuzda sadece çatılmış iki kaş görmüştünüz. Biliyordum beni çağırtacağınızı. Çünkü çok şaşırmıştınız. Karşınıza oturtup bol bol nasihat etmiştiniz. Haksız yere suçladığınızı bildiğiniz halde “ben haklıyım.” demiştiniz.
Yalancıydınız işte hocam! Çünkü gururunuza yedirememiştiniz…

İnsanlara yardım etmeyi çok severdiniz. “onlar mutlu olsunda ben mutlu olmayayım ne çıkar.”demiştiniz. Bir öğrencinize yüksek miktarda para vermiştiniz. “yeter ki sen çalış, oku, meslek sahibi ol. Benim maddi durumum iyidir. Ne zaman istersen gel, iste.”demiştiniz.
Yalancıydınız işte hocam! Çünkü daha dün arkadaşınızdan borç istemiştiniz…

Sizi her gün görmek isterdim. Bir şey söylemeniz gerekmez, bir bakışınız yeterdi. Kapıdan başımı uzatıp bakınca hemen dışarı gelirdiniz. “sen yinemi derse girmedin, bu gidişle sınıfta kalacaksın.”derdiniz. Her gün derdimi dinler kendinizi bana örnek gösterirdiniz. “benim gibi mutlu ol.”derdiniz.
Yalancıydınız işte hocam! Çünkü siz benden de dertliydiniz…

Sabah erken gelir gazeteye göz gezdirirdiniz. Bende bir sabah erkenden gelmiştim. Size bir şey ikram etmek istemiştim, istemediniz. “karnım tok, evde nefis bir kahvaltı yaptım.”demiştiniz.
Yalancıydınız işte hocam! Çünkü siz dün gece okulda nöbetçiydiniz…

Okulun son günleri benden çok siz beni görmek istemiştiniz. “hınzır kız! Sana diplomanı kendi elimle vereceğim. Korkma bu sefer sözümde duracağım.”dediniz. O gün gelmediniz.
Yalancıydınız işte hocam! Çünkü o gün beyaz kefeninizi giymiştiniz.

Sizi artık hiç düşünmüyorum. Ne gülümsemenizi nede gözlerinizdeki o parıltıyı hatırlamıyorum. Nasihatlerinizin hiçbiri kulağımda değil. Sizi hiç ama hiç sevmiyorum.
YALANCIYIM İŞTE HOCAM! ÇÜNKÜ SİZİ ÇOK ÖZLÜYORUM…

ALINTI

Yorum Yazarmısınız Önemsiyorum

2009-02-21 19:05:41 - 2009-02-21 19:05:41 - Yorgun Atlarımla Geliyorum

Yazanserhatoglu
YORGUN ATLARIMLA GELİYORUM

Şu yaralı yüreğini göreyim
Nedir bu uğultu gecenin derinliğinde
Ey düşler akıtan su
Ne kadar berrak ölümler var
Aldıran kim
Bir yerleri kanar coğrafyamın
Öfkelerin türküsünü coğrafyamın
Öfkelerin türküsünü söyler yüreğim
aldıran kim
Ne dedin beyefendi, filistin mi?
Söyle biraz biftek...
Göğüs ızgara...
Yarım kilo sarma...
Açıver lütfen ve biraz baharat...
Tamam, ne kadar borcum.

Şu yaralı yüreğini göreyim
Yanarak sevmenin toprağında
Ey Selahaddin
Yorgun düşmüş atlarımla geliyorum
Senin hatırana
Hayatin bir tenha yerinden girerek geliyorum
Ey filistinin güzel başağı
Söyle bir görsem seni doyasıya.
Yıldız çiçeklerini koklasam
O zaman başlasam yasamaya
Baksam vınlayan sapan taşlarına
Ben de atsam bismillah deyip ölümsüz kılsa beni

Dilimde hep hüzün ey Selahaddin
Ne zaman patlayacak aşkın suskunluğu
Yanarak sevmenin toprağında
İçimdeki dağların başında şaha kalkar intifada
Aldıran kim
Ben marşlar söylerken sarılırım yüreğime
Mazlum ırmaklara açılır tüm kapılarım
Büyük fırtınaların bahçesinde
O kırmızı gül
Ansızın meydanlarda sapan taşıyla
Yağmur tufan ve bunalma
Baslar Yahudi de ölüm korkusu
Çevir yapraklarını tarihin
Kalbim hayberde atıyor

Bir anneden akan muhacir güller solarken
Ben gidiyorum
Göğsüme doldurup can veren kelimeleri
Saçlarını özgürlük türküsüne bağlayan yıldız
Çocukları görmeye
Ey selahaddin yorgun atlarımla geliyorum
Başımda alev
Yanarak sevmenin toprağına

Bil ki umut intifada’dır
Yenilmeyen intifada
Atılan her kurşun yanacak senin alnında
Davud'dan kalma sapanını çapraz astıkça marşlarına
Soluk soluğa atan şah damar
Ve Kudüs ün nabzında
Ürperir bir rüzgârla
Avuçlarda sımsıkı bir taş
Başları dik yüreklerinde celadet.
Bir kursun bir deli kursun ey güzelim şahadet
Bekle beni ey Selahaddin
Yorgun atlarımla geliyorum
Yana yıkıla sevmenin toprağına
Saçlarını özgürlük türküsüne bağlayan
Yıldız çocukları görmeye...

Bünyamin DOĞRUER

Bağlantı

2009-02-06 12:52:49 - 2009-02-06 12:52:49 - merhaba ...

Yazansedencik
hakları ödenemeyecek insanlardır...
iç burkan ve hüzünlü bir yazı olmuş...
dilerim tüm öğretmenlerin böyle değerbilir öğrencileri olur...
sağlıcakla...
Bağlantı

2009-02-03 18:07:34 - 2009-02-03 18:07:34 - harika

Yazankagilcikkoyu15
harika bir paylaşım sayın hocam,
genelde idealist öğretmenlerimizin yaşadıklarını anlatan güzel bir alıntı...
teşekkür ederiz
saygılar
Bağlantı

HAKKIMDA

"Cesaret asırlık çınar ağacının fırtınalara kafa tutarak dimdik durması değil, cesaret çok kolay incinebilecek çiçeğin karlar arasında açmasıdır"

Son Yorumlar


Arkadaşlarım

seden s.
ahmetde
serhatoglu
gul1fidan2
okyanusca
tiryandafilay
Blogcu Yardım
karamanli07
mustafa aygün
elifnun

En Üste Dön