layout for myspace layout for myspace




Küçük Ateşleri Söndürür Esen Rüzgarlar Büyük Ateş Rüzgar Vurdukça Parlar

17:24 - 6.6.2007 - Daha Kötüsü Olabilir

Kategori: Kissadan Hisse

DAHA KÖTÜSÜ OLABİLİR
Adam oğlunun odasının önünden geçerken hayretle bakakaldı. Yatağı güzelce toplanmıştı ve odası hiç olmadığı kadar derli toplu görünüyordu. Sonra adam yastığın üzerine bırakılmış mektup zarfını fark etti. Üzerinde -Babama- yazıyordu. Aklından gecen bin bir kötü düşünceyle mektup zarfını açtı ve titreyen elleriyle mektubu okudu:
Sevgili baba;
Sana bu satırları derin bir pişmanlık ve üzüntü içinde yazıyorum. Kız arkadaşımla kaçmak zorundaydım çünkü seni ve annemi yaşanacak rezaletten uzak tutmak istedim. Gerçek tutku ve askı ben Boanla buldum ve o öyle tatlı ki anlatamam... Şunu biliyordum siz onun vücudunun her yerine taktiği küpeleri, derisine islettiği dövmeleri, kendine has o çılgın giyim tarzını asla ama asla onaylamayacaktınız ve tabi benden çok büyük olması da bir sorundu. Fakat benim için bunlar sorun değildi gerçek tutku ve gerçek ask... Baba Joan hamile! Joanin dediğine Göre çok mutlu olacağız. Ormanda kendine ait bir karavanı ve tüm kış yetecek kadarda yakacağı var. Bir sürü çocuğa sahip olma düşüncesi rüyalarımızı süslüyor.

Joan benim gözlerimi esrar gerçeğine açtı ve artık biliyorum ki esrar kimseye zarar vermez. Esrar yetiştirecek ve insanlara pazarlayacağız ve yine bu sayede ihtiyacımız olan kokain ve ekstaziye ulaşacağız.

Artık tam anlamıyla bilime yalvarıyoruz dualar ediyoruz şu AIDSin çaresi bulunsun ve Joan sağlığına kavuşsun diye..... O kesinlikle iyileşmeyi hak ediyor.

Endişelenmeyi bırak baba ben 15 yaşındayım ve kendi başımın çaresine bakabilirim. Eminim bir gün geri döneceğiz ve sen kendi torunlarını tanıyacak, seveceksin.
Oğlun Osman

NOT: Baba yazdığım mektubun tek kelimesi bile doğru değil. Ben Mehmet'lerdeyim. Sadece sana; masamın üzerinde seni bekleyen karneden daha kötü şeylerin olduğunu hatırlatmak istedim.
Alıntı

Yorum Yazarmısınız Önemsiyorum

2007-06-10 20:58:11 - 2007-06-10 20:58:11 - sağolasınız

Yazangullerderya
Ne yazıkki başa gelene tahammül etmeyenlere ibreti alem olsun nice sıkıntıda dertlerle yaşayanlara bakarak sabır taşını iyi taşısınlar..

Hiç kimse kendinden iyi olana bakmasın her daim kendinden kötü olanlara nbaksın ki şükretmesini bilsin...
Bağlantı

2007-06-08 19:55:48 - 2007-06-08 19:55:48 - O da güzel

Yazanokyanusca
Belliki Osman okul derslerine pek alışamamış ama hayat dersi vermeyi çoktan kendine düstur edinmiş:))
Karne öncesi güzel bir paylaşım olmuş.
Ellerine sağlık babacığım;)
Bağlantı

2007-06-08 12:20:04 - 2007-06-08 12:20:04 - Şükretmek

YazanMüteşekkir
SAHİP OLDUĞUMUZ NİMETLERİN FARKINDA MISINIZ?

Size bugün bizim Yeni Aile ilmihali'nden bir ibretli yazı arz etmek istiyorum. Öyle sanıyorum ki siz de ilmihalin diğer okuyucuları gibi bu yazıyı ibretle bir daha okuyacak, hayretle tefekkür edeceksiniz. Okudukça hayretimizi geliştiren olay şöyle cereyan eder: İsa aleyhisselam bir ağacın altında dua eden birini gördü. Dikkatlice baktığında adamın ayakları yürümeyen, gözleri de görmeyen, bedeninde de bars hastalığı bulunan bir kötürüm adam olduğunu anladı. Ama adam bütün bunlara rağmen ellerini kaldırmış mutluluktan uçacakmış gibi dua ediyordu:
Ey! Nice zenginlere vermediği nimeti bana ikram eden Rabb'im! Sana ağaçların yaprakları sayısınca şükürler olsun!.. Hazreti İsa kötürüm adama yaklaştı:
-Ayağın yürümüyor, gözün görmüyor. Bedenin de sıhhatli görünmüyor. Buna rağmen çoğu zenginlere verilmeyen nimetlerin sana verildiğini düşünmekte, bunun için de büyük bir mutlulukla şükretmektesin. Hangi nimettir nice zenginlere verilmediği halde sana verilen nimet? Kulaklarıyla sesin geldiği yana yönelen adam dedi ki:
-Efendi! Allah bana öyle bir kalp vermiş ki, o kalple O'nu tanıyorum. Öyle bir dil vermiş ki, o dille de O'na şükrediyorum. Halbuki, dünyanın serveti elinde olan nice zenginler var ki, kalbinde O'nu tanıma sevinci, dilinde de O'na şükretme mutluluğu yoktur. Ama gel gör ki, ayakları topal, gözleri kör, bedeninde hastalıklar bulunan bu kötürüm adama Rabb'im, bu sevgiyi ihsan eylemiş, bu nimetin farkına varma tefekkürünü nasip eylemiş. İşte Bunu düşününce kendimi tutamıyorum da:
-Nice zenginlere vermediği nimeti bana veren Rabb'im! Sana ağaçların yapraklan sayısınca şükürler olsun!, diye teşekkürden kendimi alamıyorum. Kafa gözü kapalı da olsa kalp gözü açık olan bu adama yaklaşan İsa aleyhisselam:
-Ver şu elini öyle ise! diyerek elinden tutar, eğilerek görmeyen gözlerinden öper. Peygamberin dudaklarının değdiği gözler anında açılır. Karşısındakinin Isa aleyhisselam olduğunu görünce heyecanlanan adam, "Sen şu ölüleri dirilten, hastalara şifalar bahşeden mucizelerin sahibi peygamber değil misin?" der. "Belli olmuyor mu?" deyince, "Gözlerimden belli oluyor da ayaklarımdan henüz belli değil." der. Tebessüm eden Hz. İsa, "Sen hele bir ayağa kalkmayı dene!" deyince, silkinen kötürüm adam dimdik ayağa kalkar. Ayaklan üzerine dikilebildiğini anlayınca söylediği ilk sözü şu olur:
"Ey Allah'ın Nebisi, sendeki bu mucizeler de ondan değil mi? Öyle ise izin ver de geç kalmayayım, O'na bir şükredeyim." diyerek hemen yere iner, başını secdeye koyarak der ki, *Rabbim seni tanıyan bir kalple, şükreden bir dil nimetinin şükrünü yapmaktan acizken, şimdi gören bir çift gözle, yürüyen iki de ayak lütfettin. Artık bilemiyorum nasıl şükretmem gerekiyor bu eşsiz nimetler karşısında?'.. Bu sırada çevreden toplanan halk, gösterdiği bu mucizelerden dolayı İsa aleyhisselamın elini öpmek isterler. Ama Allah'ın Nebisi işaret eder. "Benim değil secdedeki şu kötürüm adamın elini öpün!.." Derler ki: "Onu secdeye indiren nimetlere biz baştan beri sahibiz. Ama hiç böyle mutluluk duymadık." "Öyle ise der, tefekkür edin, siz de düşünün. "Sözünü şöyle bağlar Allah'ın Nebisi: "Düşünen, sahip olduğu nimetin farkına varır. Düşünmeyen ise kendisi¬ni nimetten mahrumiyette sanır!.." Ne dersiniz, tutan elimiz, gören gözümüz, yürüyen ayağımız birer eşsiz nimet değil mi? Bunların farkına varıyor, sevincini duyuyor, şükür duygusuna giriyor muyuz? Yoksa Allah'ın Nebisi'nin ikazı bizde de mi tecelli etmektedir?
- Düşünen insan, sahip olduğu nimetin farkına varır. Düşünmeyen ise, kendini mahrumiyette sanır!..

AHMED ŞAHİN


Bağlantı

2007-06-08 12:09:31 - 2007-06-08 12:09:31 - farklı bir noktadan

Yazanzuleyla
herşeyin daha iyisi olabilir hırsımız yüzünden mi bu kötülerle yüzyüze geliyoruz acaba?
Bağlantı

2007-06-08 01:34:06 - 2007-06-08 01:34:06 - HAYIRLI CUMALAR..

Yazanruzun
Sükretmek icin ne kadar cok seyin oldugunun farkina vardiK!!!:
Ey Rabbimiz, bizi doğru yola ilettikten sonra kalblerimizi kaydırma! [bizi sapıtma] Bize, tarafından rahmet bağışla! Lütfu en bol olan sensin. (Al-i İmran 8)
Bağlantı

2007-06-07 22:31:20 - 2007-06-07 22:31:20 - Merhabalar

Yazanlodoscu
Aslında endişe ve gerginliğimizi azaltmak biraz da bize bağlı değil mi?.İşlerin ters gittiğini düşündüğümüzde mevcut durumumuzdan daha kötü şartları hatırlatırsak -sizin hikâyedeki şartlar gibi!- sadece çevremize değil kendimize de eziyet etmemiş oluruz.
Sağlık ve mutluluk diliyorum size.
Bağlantı

2007-06-07 13:31:19 - 2007-06-07 13:31:19 - merhaba ...

Yazansedencik
böylesi bir olaydan sonra, kötü bir karne mevzuu bile edilmez :)
hani derler ya ölümü görünce hastalığa razı olur ...diye..
güzel bir yazıydı...
sağlıcakla...

Bağlantı

2007-06-07 12:54:35 - 2007-06-07 12:54:35 - Merhaba

Yazanunutanlara
Güzel bir yazı benim siteme gelmişsiniz sizin sitenizde güzel ben yeni sayılacak bir blogcuyum gün geçtikce ilerlemeye çalışıyorum yine siteni ziyaret edicem kendine iyi bak bu arada sitenin görünüşü güzel.............
Bağlantı

2007-06-06 23:56:49 - 2007-06-06 23:56:49 - :)

Yazanicimdekisonbahar
Okurken endişeli içimi karatan haldeydim.. ohh be..şaka imiş..
neyse demek çıkan sonuç nedir;
öğretmensiniz ya hani sizde :)
karnelere hep en yüksek notu vermek :)
hadi bakalım..
babalar üzülmesin..
sevgimle kalın.
Bağlantı

2007-06-06 20:14:20 - 2007-06-06 20:14:20 - Gençlik

YazanBir öğretmen
Özenti hayatlar, sahte aşklar

Bu gidişle gençliğin yolu, nereye düşer, nereye çıkar acaba, bilemiyorum...
Hiç düşünen, değerlendiren var mı?
Şöyle bir ele alalım zamane gençliğini.
Ailesine asi olanlardan mı?
Kötü alışkanlıklar peşinde koşanlardan mı?
Arkadaş uğruna harcananlardan mı?
Yoksa kafe, internet köşelerinde körelen beyinlerden mi? Bahsetsek...
Bence bunlardan önce oturup bir düşünsek gençleri bu hale getirenleri.
Niçin böyleyiz acaba?
Kolay mı bulunuyor ki, gençliği bir anda kaybetmeyi göze almışız.
Gençliğimizi, kullanıp bir köşeye atmışız.
Tıpkı şimdilerde olduğu gibi.
Giden gençliği geriye kim getirecek?
Diyelim ki; o deli-dolu gençlik geri geldi ve bir şans daha verildi.
Seni kötülüğe zorlayan arkadaşından mı kurtulmaya çalışacaksın,
yoksa kötü alışkanlıklarım mı terk edeceksin?
Ya da sen her defasında kötülüğe adım atarken
seni kötülüklerden korumaya çalışanlardan af dilemeye mi çalışacaksın?
Bu bilinmez, bilinse de ne yazık ki gençlik bir daha geri gelmez.
O kadar zayıf, o kadar çaresiz ki gençliğimiz.
Nereye çekilmişse orada kalmış tıpkı bir esir gibi.
Şimdilerde bir de televizyonların kurbanı olmuşuz,
özenti hayatlar, sahte aşklar, karamsar duygular, itişmeler, çekişmeler...
Biri durdursun artık hep aynı yöne saran boş kaseti.
Durdursunlar ki, arkalarından gelen körpecik zihinlerin ne saçmalıklar ve ne kadar boşluk içinde olduklarını görsünler.
Biz de bizden öncekiler gibi gençliğimizi oflayıp puflamak, ahlayıp vahlamaktan öte
'hey gidi günler' diye analım ve anlatalım.
Yaşatın sizler de içinizdeki gençliği, sığdırmayın bir kafesin içine...

Cansu Altuntaş-Özel Feza Anadolu İletişim Meslek Lisesi-İstanbul
Alıntı
Bağlantı

2007-06-06 17:50:30 - 2007-06-06 17:50:30 - Düşünün

YazanCuma Ali
Güzel bir paylaşım Benimde Sizinle Bir Paylaşımım Olacak
ALLAH,
Bunun için zamanım yok... Hele de çalışırken. Sonra böyle düşünmenin kesinlikle günümüzde birçok problemin kaynağı olduğunu fark ettim Biz Allah ı Cuma günleri mescide sığdırmaya çalışıyoruz... Belki cuma gecesi... ve, nadiren kalkılsa da
Sabah namazlarına.... Hastalıklarımız, zayıflıklarımızda etrafımızda olsun istiyoruz.... ve, hiç şüphesiz, cenazelerde. Maalesef, O'nun için iste, oyunda yerimiz ve zamanımız yok... Çünkü... işlerimizi kendimiz halledebiliriz düşüncesi hayatımıza girmiş. Allah beni affetsin, ..... O'nun hayatımda ilk sırada olmaması gerektiğini kabul ettiğim yer ve zamanların varlığından dolayı. Her zaman O'nun bizim için yaptıklarını daima hatırlayacak zamanlarımız olmalı. Bu mesajı idrak ettiyseniz paylasın!! Evet, ALLAHI çok seviyorum. O benim var olma ve kurtulma kaynağım. Beni her gün ayakta tutuyor. Onsuz hiçbir şeyim Çok basit bir test.
Eğer Allah' i seviyorsanız ve O'nun sizin için gerçekleştirdiği muhteşem şeylerden utanmıyorsanız..... Bunun için zamanınız var mi? kolay zora karşı.. Gerçekleri söylemek neden bu kadar zor, ayni zamanda yalanları söylemek de bu kadar kolay? Neden namazda uykuluyuz da bitince aniden uyanıveririz? Böyle mesajları paylaşmak varken silmek neden kolayımıza
gelir? Karşılıksız alabileceğimiz ne iyi hediye namazımızdır. Hem masrafsız ve ödülleri de muhteşemdir. Ne gariptir, ALLAHI inandığını söyleyip de şeytanın peşinden gitmek Ne gariptir, fıkraları çılgınca paylaşırız, mesajlar havalarda uçuşur da iş İslamiyet le ilgili bir mesajın iletilmesine geldiğinde iki defa düşünürüz. Bu mesajı gönderirseniz, adres listenizdeki herkese gönderecek misiniz? Yoksa ne tepki vereceğini bilmediğinizden ya da emin olmadığınızdan göndermeyecek misiniz? Allah ın bizim için ne düşündüğünden çok insanların bizim için ne düşündüğüne önem vermemiz Ne gariptir..
Bağlantı

HAKKIMDA

"Cesaret asırlık çınar ağacının fırtınalara kafa tutarak dimdik durması değil, cesaret çok kolay incinebilecek çiçeğin karlar arasında açmasıdır"

Son Yorumlar


Arkadaşlarım

seden s.
ahmetde
serhatoglu
gul1fidan2
okyanusca
tiryandafilay
Blogcu Yardım
karamanli07
mustafa aygün
elifnun

En Üste Dön